Merakli Gazete Haber Sitesi
Örnek Resim

ERTUĞRULOĞLU: “HEM ANASTASİADİS HEM DE EIDE AKINCI’DAN ÖZÜR DİLEMELİ”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakere masasına dönme koşullarının oluşmadığına inanç belirterek, Kıbrıs Türk halkına hakaret eden Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkından özür dilemediği ve eşit ortağı olduğunu kabul etmediği sürece de bu koşulların oluşmayacağını vurguladı.

ERTUĞRULOĞLU: “HEM ANASTASİADİS HEM DE EIDE AKINCI’DAN ÖZÜR DİLEMELİ”
25 Mart 2017 - 15:19 'de eklendi.

ERTUĞRULOĞLU: “RUM TARAFI KIBRIS TÜRK HALKINDAN ÖZÜR DİLEMEDİĞİ VE EŞİT ORTAĞI OLDUĞUNU KABUL ETMEDİĞİ SÜRECE MÜZAKERE MASASINA DÖNME KOŞULLARI OLUŞMAZ”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakere masasına dönme koşullarının oluşmadığına inanç belirterek, Kıbrıs Türk halkına hakaret eden Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkından özür dilemediği ve eşit ortağı olduğunu kabul etmediği sürece de bu koşulların oluşmayacağını vurguladı.

Ertuğruloğlu, “masaya dönmeyelim” sevdalısı olmadığını ancak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da müzakerelere “hiçbir şey olmamış gibi” devam etmesinin doğru görmediğini ifade ederek, “Müzakere edelim ama başarı şansı varsa edelim. Yıllarımızı yine boşu boşuna harcamak istemiyorsak müzakerelerin bundan sonra iki devlet arasında olması gerekir” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BRT’ye, Kıbrıs müzakere süreci ve müzakerelerin yeniden başlaması için yapılan girişimleri değerlendirdi, soruları yanıtladı.

Ertuğruloğlu, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki siyasi eşit arasında kurulduğunu ve bu ortaklardan birinin o cumhuriyeti tek başına kullanamayacağını belirterek, siyasi eşitlik temelinde kurulan bu cumhuriyette azınlıkların ise Ermeniler ve Maronitler olarak tanımlandığını kaydetti.

Siyasi eşitliğin BM parametreleri yanında 11 Şubat anlaşmasında da olduğunu, kabul edildiğini ancak önceki günlerde Nikos Anastasiadis’in yaptığı “azınlık çoğunlukla eşitlenemez” açıklamasının dikkatten kaçırıldığını ve  Enosis kararına odaklanıldığına işaret eden Ertuğruloğlu, bu yüzden “Enosis kararından vazgeçilsin masaya döneriz” sözünün yanlış olduğunu, hatta bunu söylediği için de suçlandığını ifade etti.

Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı’nın “siyaset mümkün olanı elde etme sanatıdır” dediğini, ancak mevcut süreçten elde edilmesi mümkün olanın azınlık hakları olduğunu ifade ederek, “beceri mümkün olmayan diye bilineni elde etme sanatıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın masaya döneceği sinyalini verdiğini ancak halka yönelik beyanatı sözcüsüne yaptırdığını ifade eden Ertuğruloğlu, müzakere odasını terkeden, kapıyı çarpıp gidenin Anastasiadis olduğunu, bunun kendisine yapılan bir hakaret olduğunu, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide’nin ise verdiği beyanatta “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı yalancı çıkardığını, Anastasiadis’i haklı gösterdiğini” anımsattı.

“HEM ANASTASİADİS HEM DE EIDE AKINCI’DAN ÖZÜR DİLEMELİ”

Bu yüzden hem Anastasiadis hem de Eide’nin kendisini yalancı çıkardıkları için Akıncı’dan, Anastasiadis’in de Enosis kararı yanında “azınlık çoğunlukla eşitlenmez” açıklaması için Kıbrıs Türk halkından özür dilemesi gerektiğini söylediğini ifade eden Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

“Bütün bu hakaretleri içine sindirebiliyorsa Cumhurbaşkanı, ‘sözde Enosis kararı düzeltildi’ aldatmacasına da bile bile geliyorsa, bu rezaleti Kıbrıs Türk halkına yaşatmama hakkı olmadığını söylemek istiyorum. Masaya dönüyorsan Sayın Cumhurbaşkanı, azınlık hakları için mi gidiyorsun bunu açıklamak zorundasın. Siyasi eşitlik vizyonu olmayan karşı tarafla masada neyi konuşacaksınız. Lütfen izah edin Kıbrıs Türk halkına. Siyasi eşitlik yoksa azınlık hakları için gideceğiz deyin, doğruyu söyleyin.”

Ertuğruloğlu, müzakerelerin “devletten devlete” olması gerektiğini, bunları söylemenin “çözüm karşıtlığı” olmadığını, ama “çözüm dilenmekle” çözümcü olunmayacağını ifade ederek, artık Kıbrıs Türk halkının da bunlardan bıktığını söyledi.

“KIBRIS TÜRK HALKININ HAKLARININ AZINLIK HAKLARINA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE MÜSADE ETMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı’nın Anastasiadis ile yapacağı sosyal görüşmeye de değinen Ertuğruloğlu, sosyal görüşmeye birşey demediğini ancak Kıbrıs Türk halkının haklarının azınlık haklarına dönüştürülmesine müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

Rum tarafının amacının Kıbrıs Türk halkını dünyadan izole etme, ezme, Türkiye’yi “işgalci” diye suçlama olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların, müzakere masasından da asla vazgeçmediklerini, ucu açık süreçleri sürdürmek istediklerini, çünkü masada sadece Kıbrıs Türk halkını oyalamak ve dalga geçmek için oturduklarını kaydetti.

“BM MÜZAKERELERLE 50 YILIMIZI ÇALDI”

Ertuğruloğlu, röportajda özetle şunları söyledi:

“BM müzakerelerle 50 yılımızı çaldı, hiçbir başarı şansı olmayan süreç hala daha canlı tutuluyor ve ‘müzakere masasına dönün’ deniyor. Döndüğünde hedef ne olacak, masadan nasıl bir eşitlikle kalkacağını bana anlat. Siyasi eşitlik önemli, 1960 cumhuriyetinde şartlar çok daha iyiydi. Dönüşümlü başkanlık da yok, Rum böyle bir ilkeyi de kabul etmeyecek.

Cumhurbaşkanı ile görüş farklılığı başka, görüşmemek başka. O istemediği için görüşmüyoruz, bizim görüşlerimize tahammülü bile yok, duymak istemiyor ama kendi davasını görüşmüyor, Kıbrıs Türk halkının haklarını temsil ediyor. Herkes nerede ve niye durduğunu bilmeli.

Rum halkı bizi kendine eşit kabul etmiyor, eşit görmüyor. Kıbrıs’ı Helen adası olarak görmeye devam ediyor. Rum tarafının Enosis kararını düzeltme girişimi aldatmacadır, Rum tarafı açıkça bizi eşit ortağı olarak gördüğünü açıklamalıdır. O zaman eşitlik temelinde bir anlaşmayla masadan kalkma şansı olabilir. Ama bunun dışında hakaretlere maruz kalırız.

Doğalgaz çalışmaları ile ilgili Türkiye adına konuşamam ama Türkiye asla Rumlara izin vermez, Rumlara yeterince uyarı yapıldı, bir çılgınlık yapacaklarsa yapsınlar denesinler. Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti olarak kabul görüldüğü sürece mevcut şartlarda yapılan görüşmeler 50 yıl değil, 500 yıl da sürse bu anlaşma olmaz.

“RUM TARAFININ KRİZE OYNAYAN BİR POLİTİKASI VAR”

Krize oynayan taraf biz değiliz, ancak Rum tarafının krize oynayan bir politikası var. Rumlar Türkiye ile krize oynarken Akıncı üzerinden de müzakere masasını canlı tutmaya çalışıyor, oyun oynuyorlar. Amaçları müzakere sürecinin önünü açık tutmaktır.

Akıncı, Kıbrıs sürecini kendi siyasi düşüncesinde götürüyor ve eleştirileri kabul etmiyor, daha hoşgörülü daha farklı görüşlere önem veren lider özelliklerine sahip olmalı… Herkes Cumhurbaşkanı olabilir ama lider olamaz.

Harita verilirken hükümet olarak biz ‘verme’ dedik ama hükümetin hassasiyetleri dikkate alınmadı, harita verildi. İlerlemeler hep hayaldi. Harita vermeyi haklı kılacak ilerlemeler yaşanmadan harita verildi. Hükümete bilgi verilmedi. Kıbrıs meselesi Türk milletinin meselesidir, sadece Kıbrıs Türk halkının da değil.

Kıbrıs adası üzerindeki Türk Yunan dengesinin bozulmaması için adadaki Türk vatandaşlarına, AB üyesi Yunan vatandaşlarına da verilen 4 özgürlük hakkının verilmesi talebine sonuna kadar sahip çıkmalıyız. Bu denge korunmalı. Bu yüzden 4 özgürlük kuralı uygulanmalı. Bunu istemek müzakerelere engel yaratmak değildir. Türkiye var diye ayaktayız, ölmedik bugünlere geldik.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide bariz şekilde taraf tutuyor. Son yaşanan olayda da Rum Cumhurbaşkanını haklı, Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı’nı da suçlu gösterdi. O yüzden ben hiçbir beyanatına güvenmiyorum. Bu yüzden 4 özgürlüğün Türk vatandaşlarına da uygulanması talebinde bulunduğuna inanmıyorum. Önemli olan Cumhurbaşkanının bu talebe ne kadar sahip çıktığıdır.

“MASAYA DÖNME KOŞULLARI OLUŞMADI”

Cumhurbaşkanı Akıncı, süreç ile ilgili tüm sorunlara, yanlışlıklara ve Kıbrıs Türk halkına yönelik yapılan tüm hakaretlere rağmen müzakerelere hiç birşey olmamış gibi devam etmek istiyor. İstemese zaten asla bir daha bunu gündeme getirmezdi. Ancak masaya dönme koşulları oluşmadı. Ne oldu da görüşmelere yeniden başlıyorsun. Enosis kararı iptal mi edildi, düzeltildi mi? Rumlar Kıbrıs Türkünü azınlık görmekten vaz mı geçti? ‘biz eşitiz ey kardeşler’ mi dedi bize, niye masaya dönüyorsun? Bunu söylerken de biz asla masaya dönmeyelim sevdalısı değiliz. Dönelim ama müzakerelerin bir şansı olmasını istiyorsak ve yıllarımızı boşu boşuna harcamak istemiyorsak müzakereler bundan sonra olacaksa iki devlet arasında olması gerekir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ‘Rum devleti’ olduğunu, Kıbrıs Türk halkının da tanımasalar bile kendi devleti olduğunu kabul etsinler. O zaman belki müzakerelerin başarı şansı olabilir, ama mevcut şartlarda asla bizimle anlaşmaya ihtiyaçları yok. Kıbrıs Türk halkını artık aldatmaktan vazgeçsinler, vazgeçin artık ayıp.”

“DIŞ TEMASLARI ‘SESSİZ DİPLOMASİ’ İLE SÜRDÜRÜYORUZ”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, müzakerelerin sürdüğünü ancak KKTC olarak dış temasları sürdürdüklerini, bunu da “sessiz diplomasi” ile yaptıklarını ifade ederek, bu ay yoğun bir şekilde dış temasları olacağını söyledi.

Tek çarelerinin şu an için sessiz diplomasi olduğunu ancak sesli diplomasiye geçecekleri gün için zemin hazırlığı yaptıklarını ifade eden Ertuğruloğlu, Avrupa ve Ortadoğuda çok çeşitli temaslarda bulunacağını, bu temasları hem içte hem dışta sürdüreceklerini kaydetti.

Ertuğruloğlu, bu temasların müzakere süreci canlı tutulduğu sürece neticeye ulaşamayacağını çünkü müzakere masasının amacının da bu olduğunu ifade ederek, kendi tercihinin masaya dönmekten vazgeçilmesi, Cenevre ve sonrası gelişmelerle müzakere sürecinin bittiğinin deklare edilmesi ve bundan sonra müzakere edilecekse artık iki eşit devlet temelinde başlayabileceğinin söylenmesi olduğunu belirtti.

Bunun söylenmesi halinde çalışmalarını daha açık yapabileceklerini ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların müzakerelerin önünü açık tutmak istediğini, çünkü kaybedenin her zaman Kıbrıs Türk halkının olacağını ifade etti.

Ertuğruloğlu, “Müzakere masasına dönüldüğünde ne elde edilecek, karşı taraf seni azınlık gördüğü sürece, eşit görmediği sürece müzakerelerden beklenti nedir. Kıbrıs Türk halkına samimi olunsun müzakerelerin başarı şansını gerekçesiyle açıklayın yada bu aldatmadan vazgeçin” diye konuştu.

Etiketler :
Örnek Resim
SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER